Nedendir bilmiyorum ama Japon denince Türk insanının aklına çekik gözlü olmasının yanında kısa boylu insanlar imajı uyanıverir. Ben de böyle duymuş, böyle olduğuna inanmış bir şekilde Japonya’ya gelmiş birisi olarak Japonların boyu konusunda yanlış bilgi sahibi olduğumu gördüm. Yirmi senede atom bombalarının külleri altından kalkarak dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri olan Japonlar her şeyi başarmış, bir şekilde boylarını da uzatmasını bilmişlerdir diye düşünürken bunun sırrının et olduğunu duydum. Şöyle ki, Nara döneminde (710–794) Japonya’da Budizm’in yaygınlaşmaya başlamasıyla et yemekten kaçınılmaya başlanmış, fakat Meiji döneminde (1868–1912) Japonlar tekrar et yemeye başlamışlar. Japonlar, nesilden nesile uzamalarını buna bağlamaktaymış. Tabiî ki, savaş sonrasında yakalanan ekonomik ve sosyal gelişmenin de bundaki etkisini göz ardı etmememiz gerekirmiş.
Eğer yanlış hatırlamıyorsam, Selçuk Esenbel hocamız bu konuya Modern Japonya Tarihi dersinde değinmişti. Şöyleki General Pery’nin Japonya’ya savaş gemileriyle gelip Japonları ülke kapılarını dünyaya (yani batılı güçlere, yeni bir pazar olarak) açmaya zorlamasının ardından, Japonlar batılı güçlere eş sayılabilecek güçlü bir devlet yaratmayı milli gaye olarak benimsediler.
Bunun bir etkisi olarak Keio Üniversitesi, batılı tarzı eğitim vermesi için donatıldı. Öyle ki dönemin öğrencileri ülkenin önde gelen samurai ailelerinin çocuklarından oluşmasına rağmen, dönemde toplum dışı sayılar Eta’lardan çok yüksek meblada ücretlerle gizlice et alınarak, öğrencilere batılı tarzı eğitimin yanında batılı öğrenciler gibi gelişmiş vücudlara sahip olmaları için, samurai kültürüne aykırı olmasına rağmen et yedirtildi.
Bunun dışında batılı beslenmenin Japon öğrencilere değişik bir tat daha sundu, süt. Bugün ilköğretim okullarında, öğle öğünlerinde süt ve ekmek eklentisi masrafları Japon Eğitim Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır. Yani o zamanlarda Keio Üniversitesi öğrencilerine sunulan imkanlar artık, devletin sahip olduğu ekonomik güç ile bugün tüm eğitim sisteminin dayandığı temel olmaktadır. Elbetteki bugünkü uygulamada farklılıklar vardır, fakat bu farklılık Keio Üniversitesinde başlatılan o zamanki yenilikçi uygulamaların zaman içerisinde daha da geliştirilmesi esasına dayanır. (Türkiye sunumu için gittiğim ilköğretim okulunda, öğlen yemeğinde öğünün parçası olarak süt verilmesini pek garipsemedim(11.2006))
çok doğru gerçekten de japonları boyu çok kısa değil.özellikle erkekleri …ama 1,75 bile bqzen çok uzun olabiliyor onlar için..